|
Canlıların Oluşumu Meselesi ve Ölüm |
||
| Canlıların Oluşumu Meselesi
ve Ölüm Önsöz Kitaptan Bazı Makaleler
|
ÖNSÖZ
Yaşamın yeryüzünde nasıl başladığı sorusu, insanlara yüzyıllardan beri önemli bir uğraş kaynağı olmuştur. Bilim dünyası, yirminci yüzyılda baş döndürücü ilerlemeler yapmasına karşın, can, canlılık ve canlıların oluşumu konusunda ortak bir yargıya varılamamıştır. Çalışmalar ve kuşkusuz tartışmalar sürmektedir. İnsanlar, önceleri ,canlı birimi bireyin kendisi sandılar.Bu anlayış çerçevesinde, can, ruh, canlılık me-selerini düşündüler, yorum yaptılar, görüş belirttiler. Böylece yanlış bir çıkış noktası, kafalara sokulmuş oldu. Sonra, hücre bulununca, kedi gibi tekil sanılan bir canlının birçok canlı hücrenin biraraya gelmesiyle oluştuğu anlaşıldı. Ancak, hücreden küçük canlıların da olduğu bugün biliniyor. Peki, öyleyse canlılık nerede başlar ? Hangi düzeydeki bir yapı canlılık özelliği kazanır ? Ya da hangi düzeydeki bir yapıya canlı diyeceğiz ? Hücreye göre canlılığın tanımı, bizi yine başlangıçta olduğu gibi yanlış yollara götürmeyecek mi ? Canlıların oluşumu konusu da açıklığa kavuşmuş değildir. Milattan önce başlayan bu tartışma sürüp gitmektedir. Hatta ülkemizde, “evrim var mı yok mu” tartışması güncelliğini korumaktadır.Canlıların, kimyasal bir evrim sonunda oluştuğunu ve biyolojik evrimle çeşitlendiğini söyleyenler olduğu gibi, “... Süleymaniye (camii) nin Sinan’sız vücuda geldiğine inanabilecek bir ‘deli’ bile tasavvur etmek imkansızken, gariptir, akıllı geçinen pek çok ‘bilim’adamı, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de canlı organizmanın mimarsız meydana geldiğini ispat (!) edebilmek için hayli ter dökmüş ve hala da dökmektedirler” diyenler de vardır. Biyolojik evrime karşı olan düşünce şöyle bağlıyor sonucu: “Evrim kuramları, hayatın Mimarı yerine tesadüf ve tabii seleksiyon adı verilen iki bilinçsiz ve cansız kavramı yerleştirme çabalarının sonucundan başka bir şey değildir...” Böyle düşünenler gerçekten haklı mıdırlar ? Evrende kurulu bir düzen olduğunu düşünmüyorlar mı ? En azından yeryüzünde fizik kimya kurallarından habersiz midirler ? Geçen yüzyılda konumuz bakımından olan en önemli gelişme, bütün canlıların kimyasal maddelerden oluştuğunun kesin olarak anlaşılması olmuştur. Ayrıca, yeryüzünde canlılardan önce, sadece kimyasal maddelerin bulunduğu da kesinleşmiştir. Günümüzdeki genel kanı şudur: Yeryüzündeki canlılar yerin kendi ürünüdür. Gerçekten, canlıların oluşumlarını yeryüzünün belli fiziksel ve kimyasal özelliklerine borçlu olduğu biliniyor. Denen şu ki: “Bu süreçte zaman ve fizik - kimya yasaları uygun bir düzende etkilerini göstermekte gecikmediler. Böyle bir ortamda yaşam her halde oluşmak zorundaydı.” Gözardı edilemeyecek durum şöyle: Bütün doğada temel olan, değişmez olan bir düzenin sabit kalan kurallarının bulunmasıdır. Bu yüzden, canlı - cansız ayrımına, bir madde ve nitelik meselesi olarak değil, bir düzen meselesi olarak bakılmalıdır. Canlılarla ilişkili bir başka konu, yavruların atalarına niçin benzedikleri ve bu benzerliği sağlayan etmenlerin niteliği meselesidir. Geniş kitlelerce benimsenen “kan bağı” deyiminin altında yatan gerçek nedir ? Öte yandan, canlılıktan söz ederken, bunun ortadan kalkması gibi tanımlanan ölüm’den de söz etmek gerekir. Ölüm nedir ? Ölüm, sözgelimi insanlarda, ruhun gövdeden ayrılması mıdır ? Yoksa, vücuttaki genel işleyiş düzeninin bozulması mı ? Öyle ya, insan canlı hücrelerden oluştuğuna göre, sözgelimi kalbin durması, vücudu oluşturan canlı birimlerin hep birden ve aniden ölmesi anlamına mı geliyor ? Bir başka soru: Bir örgüncan (organizma) için kesin bir ölüm mü söz konusudur ? Başka deyişle, ölüm mutlak mıdır ? Yoksa mutlak ölüm diye bir olay söz konusu değil midir ? Çağdaş biyolojinin ana ilkelerinden biri, bütün yaşam olaylarının fiziksel ve kimyasal kurallarla yönetilmesi ve bunlarla açıklanmasıdır. Yakın zamana değin, yaşamsal olayların, cansız dizgelerden bazı ana yöntemler bakımından ayrıldıklarına inanılıyordu. Ama bu inancın yanlış olduğu anlaşıldı. Canlılar için de fizik - kimya kuralları geçerli çünkü. Bu çalışmada, başlangıçtan günümüze, can, canlılık ve de canlıların evrimi ve kalıtsal özdek konularında söylenenler göz önüne alınarak bir sonuca gidilmek istenmiştir. Kuşkusuz, kendi gözlem ve denemelerim karar verici etmen olmuştur. Türk toplumuna yararlı olması dileğiyle sunuyorum. 29.8.1990 H. Hüseyin İNCE
|